Kodlama öğrenmek için size bir sürü sebep sayabilirim.
Bunu okuduğunuza göre, kod yazmayı öğrenmek istediğinizi varsaymak yanlış olmaz. Eğer durum buysa, burayı okumasanızda olur. Ancak, hâlâ kararsızsanız ve kodlamayı öğrenmek için zaman ve çaba harcamaya değip değmeyeceğini düşünüyorsanız, bu yazı sizin için.
Zamanınız kısıtlıysa, “Kodlamayı öğrenmeli miyim?” sorusuna anında ve vakit kazandıran bir cevabım var: Evet, kesinlikle! Eğer hâlâ ikna olmaya ihtiyacınız varsa, sonraki birkaç bölümü uzun cevabım olarak düşünebilirsiniz.
Kodlama sadece inekler (nerd’in Türkçesi kabul ettim) için değildir.
Belki de kafanızda stereotip bir kodlayıcı imajı canlanmıştır; muhtemelen yeni yıkanmamış, loş ışıklı bir bodrum katında, etrafı boş pizza kutuları ve ezilmiş enerji içeceği tenekeleriyle çevrili bir inek. Ah, demek ofisimin fotoğraflarını görmüşsünüz!
Eminim bu stereotipe uyan birçok kodlayıcı vardır ama çoğu uymaz ve kod yazmak için banyo yapmayı bırakıp beslenmenizi bozmanıza da gerek yok.
Birçok inek kod yazar ama her kodlayıcı kendini inek olarak tanımlamaz. Bu yüzden, kodlamanın “inek işi” olduğu düşüncesi sizi engelliyorsa, unutun gitsin. Olduğunuz gibi kod yazabilirsiniz.
Kodlama size düşünmeyi öğretir.
Kodlamanın özünün, bir bilgisayarın takip etmesi için talimatlar yazmak olduğu doğru olsa da bu, eşinize markete giderken alması için bir liste yazmaya benzemez. Yani, elinize bir kalem alıp aklınıza gelenleri yazmaya başlayamazsınız. Kodlama, birden fazla düşünme biçimini gerektirir ve bir anlamda size nasıl düşüneceğinizi öğretir.
Örneğin, bir kodlama projesine nasıl yaklaşacağınızı düşünürken, projeyi daha küçük ve yönetilebilir parçalara ayırmak her zaman işe yarar. Benzer şekilde, bilgisayarlar acımasızca mantıklı varlıklardır. Bu yüzden, başarılı bir kodlama için “bilgisayar gibi düşünmek” üzere mantıksal akıl yürütme becerilerinizi kullanmanız gerekir. Yazılan her program hata içerdiğinden, kodlamanın büyük bir kısmı, kodunuzun nasıl çalıştığını anlamayı gerektiren sorun giderme işidir. Kafanızdaki bir fikri hayata geçiren koda dönüştürmek, bol miktarda hayal gücü gerektiren bir iştir.
Bütün bu beceriler; problemleri parçalara ayırma, mantıksal akıl yürütme, sorun giderme, eleştirel düşünme ve hayal gücü, sadece iyi bir kodlayıcı olmanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda programlama dışında da son derece faydalıdır. İster iş, finans, bilim olsun, isterse anlaşılmaz talimatlara sahip bir IKEA mobilyasını bir araya getirmeye çalışıyor olun, kodlama yoluyla geliştirdiğiniz düşünme becerileri, yaptığınız her işte size yardımcı olacaktır.
Kodlama eğlenceli ve yaratıcıdır.
Önceki bölümde, bir kodun çalışması için mantıklı, “bilgisayar gibi düşünme” yaklaşımının gerektiğini söylemiştim. Bu fikrimin arkasındayım ancak “bilgisayar gibi düşünmek” ifadesinin eğlence için bir çağrı olmadığını da kabul ediyorum. Ancak bu sorun değil, çünkü mantıklı düşünmek, bir programın çalışması için gerekenlerin sadece bir parçasıdır. Çoğumuz yaratıcılığı sanatsal çabalarla ilişkilendiririz ancak ben size kodlamanın öğrenebileceğiniz en yaratıcı becerilerden biri olduğunu söylemek için buradayım.
Yeni başlayanlar için, üzerinde çalıştığınız her önemli kodlama projesi, ilk başta aşılmaz görünen ancak yaratıcı problem çözme ile aşılacak engellerle karşınıza çıkacaktır.
Ama kodlamada yaratıcılık, asıl olarak hayal gücünüzü ateşleyen her türlü fikri tasarlayıp uygulamaya koymakla başlar. Bir oyun mu yapmak istiyorsunuz? Bir web sitesi mi tasarlamak? Bir uygulama mı oluşturmak? Dijital bir sanat eseri mi yapmak? Ne olursa olsun, kodlama, aklınıza gelen hemen her fikri, size şu an ne kadar hayal ürünü görünürse görünsün, gerçek ve çalışan bir projeye dönüştürmenizi sağlar. Emin olun ki, bir şeyi sıfırdan inşa etmek ve canlandığını izlemek, yaratıcılık devrelerinizi çalıştırmakla kalmaz, aynı zamanda eğlencenin de ta kendisidir.
Hayal edebileceğiniz (neredeyse) her şeyi inşa edebilirsiniz.
Kod yazabilmek, bir süper güce sahip olmaya benzer: Eğer bir şeyi hayal edebiliyorsanız, onu inşa edebilirsiniz. Ek işiniz için bir web sitesi mi oluşturmak istiyorsunuz? Kodlayın. Harika bir oyun fikriniz mi var? Yapın. Su içmenizi veya az yürüdüğünüzü hatırlatacak bir uygulamaya mı ihtiyacınız var? Oluşturun. (Sonra bana gönderin. O uygulamalara gerçekten ihtiyacım var!)
Kod yazmayı öğrendiğinizde, kendinize yoktan bir şeyler yaratma becerisi kazandırmış olursunuz. Bu yetenek inanılmaz derecede tatmin edicidir çünkü artık sadece uygulama kullanan biri değil, onları yapan biri olursunuz.
Kodlama evrensel bir dildir.
Farklı ana dillere sahip insanlar iletişim kurmak istediğinde, bazen ortak bir başka dili kullanabilirler. Bu ortak dile lingua franca denir.
Günümüzün teknik dünyasında, kodlama sıklıkla bir tür lingua franca işlevi görür çünkü programlama, her sektör ve ülkede aynı şekilde çalışan birkaç beceriden biridir. Japonya’daki bir JavaScript geliştiricisi, Kanada’daki bir geliştiriciyle aynı türde kod yazar. ABD’de yazılan bir Python kodu, Almanya’daki biri tarafından kullanılabilir.
Bu, kodlamanın dünya çapında fırsatlar yarattığı anlamına gelir. Eğer bir gün uluslararası (veya küresel bir şirket için uzaktan) çalışmayı hayal ederseniz, kodlama bu hedefe ulaşmanıza yardımcı olabilir.
Kodlama, yüksek maaşlı işlerin kapısını açar.
İşten bahsetmişken, kodlama, harika bir işe girmenin en iyi yollarından biridir. En büyüklerden biriyle başlayalım: para. Teknoloji işleri, sürekli olarak en yüksek maaşlı meslekler arasında yer alır. Peki ya fırsatlar? Yapay zeka çağında bile programcılara olan talep artmaya devam ediyor. Finans, sağlık, eğlence, hatta tarım gibi neredeyse her sektördeki şirketler geliştiricilere ihtiyaç duyar. Ayrıca birçok programlama işi uzaktan çalışma, esnek saatler ve harika yan haklar sunar.
İşte birkaç örnek meslek:
- Yazılım geliştirici
- Web geliştirici
- Veri bilimcisi
- Siber güvenlik analisti
- Yapay zeka/makine öğrenimi mühendisi
Ama bilgisayar bilimleri diplomasına ihtiyacınız var, değil mi? Zorunlu değil. Profesyonel programcı olan pek çok kişi, internet üzerindeki açık kaynakları kullanarak kendi kendine öğrenmiştir!
Kodlamanın faydalarını görmek için profesyonel olmanıza gerek yok.
Evet, anlıyorum: Profesyonel bir programcı olmak herkes için değildir. Belki çalışma saatleri, sürekli oturmak, ekran başında geçirilen onca vakit veya başka bir neden. Profesyonel olmak, kodlama yollarından sadece biridir ama tek yol değildir. Hangi alanda çalışıyor olursanız olun (veya olmak istiyorsanız), temel düzeyde kodlama bilginiz bile sizi meslektaşlarınızdan bir adım öne çıkarabilir.
Örneğin, pazarlama alanında çalışıyorsanız, kod yazmayı bilmek, raporları otomatikleştirebilmenizi ve müşteri verilerini analiz etmenizi sağlayabilir. Finans alanında çalışıyorsanız, hisse senedi fiyatlarını ve yatırımları takip etmek için betikler yazabilirsiniz. Sağlık sektörü sizin alanınızsa, kodlama bilmek hasta verilerini verimli bir şekilde yönetmenize yardımcı olabilir. Bir eğitimciyseniz, öğrenciler için eğlenceli ve interaktif öğrenme araçları oluşturmak için kod kullanabilirsiniz.
Kariyeriniz ne olursa olsun, kodlama bilmek, sizi daha değerli, daha üretken ve daha yaratıcı yapan ek bir beceridir.
Kodlama öğrenmek, hiç olmadığı kadar kolay.
Yirminci yüzyıl olarak bilinen zamanın sisli anılarında, kodlama öğrenmek zordu. Birkaç adanmış hobi meraklısı, çoğunlukla nispeten basit bir dil olan BASIC’i kullanarak kendi kendine programlama öğreniyordu. Ancak programcıların büyük çoğunluğu, anlaşılmaz teknik jargona ve karmaşık bilgisayar bilimi teorisine sahip devasa ders kitapları okumayı gerektiren pahalı üniversite dereceleri alarak kodlamayı öğreniyordu.
Bugün? Ah, bugün Python ve JavaScript gibi başlangıç dostu dillerimiz var ve bunlar, süslü bir üniversite diploması olmadan herkesin kod öğrenmesini mümkün kılıyor. Jargonları ve teoriyi unutun. Eğer mantıklı düşünebiliyor ve bir problemi daha küçük zorluklara ayırabiliyorsanız, kodlamayı öğrenebilirsiniz.
Kodlama gelecektir.
2011 yılında, risk sermayedarı Marc Andreesen “Yazılım neden dünyayı yiyor?” başlıklı bir makale yazdı. Bu makalede, yazılımın tüm endüstrileri dönüştürdüğünü ve geleneksel iş yapış biçimlerini bozduğunu anlattı. Yazılımın, şirket operasyonlarının, ürünlerinin ve hizmetlerinin önemli ve daha derin bir bileşeni haline geleceğini tahmin etti.
Ancak, yazılım bir şeyi “yemeden” önce, kodlanması gerekir. Yazılım, işin her alanına yerleşmeden önce, birilerinin onu programlaması gerekir. Yazılım artık her yerdedir ve yakında her yerde olacaktır. Şimdi kodlamayı öğrenmek, becerilerinizi geleceğe hazırlayarak, hızla gelişen ve yazılım tarafından “yenilen” bu dünyada güncel kalmanızı sağlar.
Çeviri: Coding for Dummies – McFedries
